Ergen ve ebeveyn
Ergenle iletişim: dinlemek için beş küçük alışkanlık
Kapalı kapı, tek heceli cevaplar ve 'bırak beni' cümleleri bir ergen için normal olabilir. Bağı koparmadan konuşmanın yolları.
Uzm. Psk. Dilara Yıldırım5 dk okuma
Dün gün boyu birlikte oyun oynayan çocuğunuz bugün odasına çekilip kapıyı kapatıyorsa, bu çoğunlukla sizinle ilgili bir sorun değildir. Ergenlik, kimliğin yeniden kurulduğu bir dönemdir. Gençler hem bağımsızlaşmak hem de güvende hissetmek ister; bu iki ihtiyaç aynı anda çalıştığında ebeveyne yansıyan şey çoğu zaman mesafe ve sertlik olur.
Ebeveyn olarak ergenle bağlantıyı korumak için büyük konuşmalara ya da mükemmel cümlelere ihtiyacınız yok. Küçük, tutarlı alışkanlıklar çok daha etkilidir. Aşağıdakiler, terapi odasında ailelerle sıkça üzerinde çalıştığımız beş alışkanlıktır.
1. Soru yerine cümle bırakın
'Okul nasıldı?' sorusu ergene çoğunlukla sorgu gibi gelir ve 'iyi' cevabıyla kapanır. Bunun yerine gözlemi paylaşan, cevap zorunluluğu getirmeyen cümleler deneyin: 'Bugün yorgun görünüyorsun, çay yapayım mı?' ya da 'Konuşmak istersen buradayım.' Cevap hemen gelmeyebilir; sorun değil. Kapının açık olduğunu bilmek bile bir mesajdır.
2. Önce düzeltmeyin, önce duyun
Gencin anlattığı bir sorun karşısında çözüm üretmek ve ders vermek içgüdüseldir. Ancak ergen çoğu zaman çözüm değil, anlaşılmak ister. Duyduğunuzu yansıtmak yeterlidir: 'Arkadaşlarının seni dışarıda bıraktığını hissediyorsun, bu çok zor olmalı.' Duygu kabul edildiğinde ergen, çözüm konusunda sizinle düşünmeye çok daha açık olur. Düzeltmeye ve öğüde sonra zaman bulursunuz.
3. Konuşmak için doğru anı seçin
Birçok ergen yüz yüze, göz teması gerektiren konuşmalardan kaçınır. Araba yolculuğu, yemek hazırlama ya da yürüyüş gibi yan yana yapılan etkinlikler konuşmayı kolaylaştırır. Kriz anının tam ortasında, öfke yüksekken değil, durumlar sakinleştikten sonra konuşmak daha verimlidir. 'Bu konuyu yarın akşam konuşalım' demek bir kaçış değil, bir düzenleme becerisidir.
4. Sınırları net ve az tutun
Ergenin özerklik ihtiyacı, sınırların olmaması anlamına gelmez. Güvenlik, uyku, okul devamı ve saygılı iletişim gibi birkaç temel kuralı önceden ve birlikte netleştirin. Çok sayıda kural, tutarsız uygulandığında güveni zedeler. Sınır koyarken gerekçenizi kısaca söyleyin ve mümkün olduğunda seçenek sunun: 'Telefon yatmadan yarım saat önce salonda dursun; şarj için salonu mu, mutfağı mı seçersin?'
5. Onarmaya hazır olun
Hiçbir ebeveyn hiç sesini yükseltmeden ergenlikten geçmez. Önemli olan hata yapmamak değil, onarmaktır. Sakinleştikten sonra 'Dün sana bağırdım, bu doğru değildi. Seni dinlemek istiyorum' demek, gence hem sorumluluk almayı hem de ilişkinin kırıldıktan sonra tamir edilebildiğini gösterir.
Unutmayın: ergenin mesafesi çoğu zaman bir reddediş değil, kendi alanını denemesidir. Her şeyi bilmek zorunda değilsiniz; ama gencin 'yine de buradayım' mesajını almaya devam etmesi, ihtiyaç duyduğunda size dönebilmesini sağlar. Bu güven, yıllar içinde en koruyucu etkenlerden biri olarak karşımıza çıkar.
Telefon ve sosyal medya meselesi
Ekran süresi, ergenli evlerin en sık tartışma konularından biri. Tek başına 'yasak' koymak çoğu zaman gizli kullanıma yol açar. Daha işe yarar yaklaşım, ailece belirlenen kuralları herkes için geçerli kılmaktır: yemek masasında telefon yok, uyumadan önce şarj salonda gibi. Kuralı koyan ebeveyn de uyduğunda mesaj çok daha güçlü olur. Gencinizin ekranda ne yaptığını yargılamadan merak edin; hangi oyunu oynadığını, hangi içerikleri takip ettiğini sormak, 'bırak şunu' demekten daha fazla kapı açar.
Kendi nefesinizi unutmayın
Ergen ebeveyni olmak yorucudur. Kendi stresiniz, iş yükünüz ve geçmiş deneyimleriniz, çocukla etkileşimde devreye girer. Kendinize ayırdığınız küçük bir mola, partnerinizle ya da bir arkadaşınızla dertleşmek ve gerektiğinde danışmanlık almak ebeveynlik becerisinin bir parçasıdır, bencillik değil. Sakin bir ebeveyn, gencin duygularını düzenlemesine örnek olur.
Ne zaman destek almalı?
Ergenlikte duygu dalgalanmaları sık görülür; ama bazı işaretler daha dikkatli bakmayı gerektirir:
- Okula gitmeyi uzun süre reddetme veya notlarda ani ve belirgin düşüş
- Haftalarca süren içe kapanma, arkadaşlardan çekilme
- Uyku ve iştahta belirgin değişiklikler
- Kendine zarar verme, 'yok olmak istiyorum' gibi ifadeler
- Madde kullanımına dair işaretler
Böyle durumlarda çocuğunuzla endişenizi suçlamadan paylaşıp bir uzmandan destek almayı birlikte konuşabilirsiniz. Ergenin kendi isteğiyle gelmesi her zaman mümkün olmayabilir; bazen ilk adım ebeveynin tek başına yapacağı bir danışmanlık görüşmesi olur ve bu da değerlidir.